Önsöz
Hastalık tüm canlı yaratıkların ortak kaderidir. İnsanoğlu varoluşundan bu yana
yaşamını sürdürebilmek ve yaşam kalitesini yükseltebilmek adına, hastalıklara şifa
aramış ve onlarla mücadele etmiştir. Hastalıkların tedavisinde kullanılan yöntemler
, zaman içinde birçok değişikliğe uğrayarak gelişmekte olsa da, asıl şifa kaynağı
insanın kendisidir. Aslında hastalar, içlerinde var olan doktorları ile biz hekimlere
müracaat eder. Bize düşen en önemli sorumluluk, hastalarımızda hazır bulunan bu
tedavi iksirini ortaya çıkartmaktır. Hastalıkları tedavide en önemli unsurun insanın
içindeki ruhsal güç olduğu, son çeyrel yüzyılda daha iyi anlaşılmıştır.
Tüm teknolojik gelişmeler ve üretilen çağdaş ilaçlar belli bir yere kadar yarar
sağlarken, birçok vakada beklenmedik olumsuz durumlar yaşanmıştır. Yüzyılımızın
başında heyecanla ve büyük ümitlerle sarıldığımız birçok tedavi ve ilaç, daha sonraki
yıllarda ölümlere veya nesilden nesile sakat kalınmasına sebeb olmuştur.