Günümüz insanı, her zamankinden daha fazla stres ve gerilim altında yaşıyor.
Yaratılışına uygun olarak yaşamak yerine, mekanik ortamlarda çeşitli
teknolojik ürünlerle ve onların yaydığı elektromanyetik ortamlarda havası
kirli, oksijeni az, doğallıktan uzak mekânlarda hayat sürmenin bedelini
ise sağlığını kaybederek ödüyor.
Sırt ağrısı şikâyeti ile gelen hastalarda çok sıklıkla kas ve sırt omurgalarında
duruş, oturuş hatalarından kaynaklanan zorlanma ve gerilim olduğu
anlaşılıyor. Şişmanlık, kilo ile boy uyumsuzluğu, öne eğilerek çalışma,
sırta yönelik travma, depresyon ve sıkıntı ile seyreden ruhsal hastalıklar,
çeşitli darbeler, burkulma, spazm gibi sebeplerle de sırt ağrısının başladığını
biliyoruz. Hamilelikte görülen sırt ağrısı, genellikle doğum sonrası
kayboluyor.
Sırt ağrısı, bazen bel ve boyun bölgesinin çeşitli sebeplere bağlı ağrılarının
yansıması olarak meydana gelebilir. Omurilik kemiği boyunca çeşitli
fonksiyonlara sahip kaslar, başımızın arka tarafından kuyruk sokumuna
kadar birbiri ile bağlantılı olarak devam etmektedir. Bu fiziki bağlantı,
birçok ağrılı hastalıkta, sırt bölgesine yansıma oluşturmaktadır.
Boyun ve sırt egzersizlerinin ehemmiyeti gün geçtikçe artıyor. Ömür boyu
sırt ve boyun ağrısı çekmemek için düzenli egzersiz yapmak gereklidir.
Bilhassa kas-iskelet sisteminin yapısında doğuştan gelen şekil bozuklukları
varsa, ağrılar çıkmadan evvel egzersizlere hemen başlanmalıdır.